Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Eklenti Kur
Radyo Radyo

Basın Bülteni Basın Bülteni

Dernek
Dernek Logosu Dernek Logosu

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@guleclerkoyu.com


Reklamlar Reklamlar

Memurlar Memurlar

BİR TEVAZU KAHRAMANI ŞEYH MÜŞERREF

02 Eylül 2009, Çarşamba
BİR TEVAZU KAHRAMANI  ŞEYH MÜŞERREF 
 
XINUKÎ EL BERWARÎ
 
 
Necat ÖZDEMİR
 

İLİM VE TARİKAT İCAZELERİ

Seyda Şeyh Müşerref, ilim icazesini Molla Abdulhakim-i Halenzevi’den almıştır. Ayrıca babası Şeyh Es’ad’tan da icaze almıştır. İlim icazesini aldıktan sonra babası tarafından imamlık yapmak ve insanların İslam’ı öğrenmesine ve yaşamasına öncülük etmek üzere Pervari’nin Robar (Yeniaydın) Köyü’ne gönderilir.

Tarikat noktasındaki dayanağa gelince; Seyda tarikat icazesini Basret Şeyhlerinin halifesi olan babasının yanı sıra Erbil’li Şeyh Mustafa Kemaleddin’den alır.

Seyda’nın Erbil’e gidişi şu şekildedir: Askerliği gelince askerlik yapmamak için bir süre uzaklaşıp Türkiye’den çıkar, Zaho’nun Berziv adlı bir köyüne gider. Seyda Irak’a gittikten sonra birkaç sene oralarda kalır. Zaho’dan sonra Erbil’e gider. Orada Mewlana Halid-i Zülcenaheyn’in tarikatından ve şeyh bir aileden olan Şeyh Mustafa Kemalüddin ile tanışır ve kendisinden hilafet alır. Şeyh Kemaleddin hazretleri, Şeyh Müşerref’e hilafet verirken: “Sen diğer tarikatların da hatmelerine ve toplantılarına katıl. Onlar da istifade etsinler.” der. Bu şekilde ona Müslümanların değişik hizmet yapıları arasında bir diyalog, yardımlaşma ve dayanışma olması gerektiğini ders verir, yanı sıra Şeyh Müşerref Hazretleri’nin itibarını ortaya koyar.

Yıllar sonra Seyda Şeyh Müşerref hazretleri, Hacı Behçet ile beraber hacc dönüşünde Erbil’e uğrayacak ve Hacı Behçet Efendi Erbil’de karşılaştıkları manzarayı şu şekilde anlatacaktır: “Şeyh hazretlerine karşı büyük bir ilgi, muhabbet ve sevgi vardı. Kendisinin Erbil’i ziyaret etmelerine o kadar sevinmişlerdi ki, herkes Şeyh Müşerref’i evinde bir gece misafir etmek için adeta sıraya girmişlerdi. Oradaki insanlar Şeyh hazretlerine gelip para vermek istediler. Şeyh Müşerref hiçbirini kabul etmedi. Eğer kabul etseydi oradan bir araba alıp gelebilirdik. Biz oradan ayrılacağımız zaman Şeyh Mustafa Kemaleddin’in oğlu olan Irak Diyanet İşleri Başkanı bizi uğurlamaya geldi. Bana Şeyh hazretlerini gerçek manada tanımadığımızı, kendisinin değerini çok tutmamız gerektiğini söyledi.”

Seyda’nın gençlik ve tahsil yılları ve içerisinde yetiştiği edep ortamıyla ilgili anlatılan şu sözler bugünün insanına ne de güzel örnektir: “Seyda Hazretleri daha gençlik yıllarındayken; bir gün babası Şeyh Es’ad (Kuddisu Sirruh) kendilerine bir görev verirler. Mevsim kıştır ve şarkın meşhur sağanak yağmurlarından dolayı oturdukları medrese odasının damı akıyordur. Bundan dolayı damı loğlamalarını emrederler. Seyda Hz.leri kendilerine münhasır saygı ve tevazu ile dama çıkarlar. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyorken, üstadları Şeyh Es’ad medresede otururken çıkacak gürültü ve sesten rahatsız olmasınlar diye damda çok uzun bir süre bekler üstadlarının içerden çıktığına emin olduktan sonra verilen görevi yerine getirirler. O şiddetli yağmurun altında çok uzun süre edeple sabırla durması daha çok genç yaşta iken dahi, babasına ve âlimlere gösterdiği saygı her türlü takdire şayandır.”

İMAMLIĞI VE MÜDERRİSLİĞİ

Seyda babasının emriyle Robar’da fahri imamlık yapar. Bu sırada ders vermekten de geri durmaz, medreselerden mezun olan herkes gibi gönüllü bir şekilde feqe okutur.

Robar’da ömrünün önemli bir bölümünü talebe yetiştirmekle geçirir. 1977 yılında Pervari merkezinde ikamet etmekte olan Kardeşi Şeyh Münevver’in vefatı üzerine yine babasının emriyle köyü olan Xınuk’a gelerek babasının yerine geçer. Burada da epey talebe yetiştirir. Yaşı oldukça ilerleyince güçten düşer ve talebelerine az da olsa ders vermeye devam eder.

Vefat ettiği 19 Mart 2008 tarihine kadar da yaşamını ve hizmetlerini Xunık’ta sürdürür. Seyda evlenmiş ve 7 çocuk sahibi olmuştur.

HİCAZ ZİYARETLERİ

Seyda ömrünün son 3–4 senesine kadar her sene iki kez umreye gitmeyi adet edinmişti. Umreye gittiklerinde oradaki bazı âlimleri de ziyaret ettiği ve ziyaret ettiği âlimlerin kendisine hayret verici şekilde saygı ve muhabbette bulundukları ifade edilmektedir.

Şeyh Müşerref ilk umre ziyaretine gitmeden önce bir zat Medine’deyken rüya görür. Rüyasında Hazreti Peygamber (s.a.v) Efendimizin, minberinde hayli kalabalık olan cemaate dönük bir şekilde oturduğunu ve sanki birinin gelmesini bekliyor gibi bir hal içerisinde olduğunu görür. Rüyayı gören zat Peygamber Efendimize: “Efendim, namaza başlamayacak mıyız?” diye sorar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz cevaben: “Çok aziz bir misafirimiz gelecek, onu bekliyoruz” der. Sonra bakarlar ki Şeyh Müşerref camiye girer ve peygamber (s.a.v) efendimiz: “Haydi namaza başlayalım” der. Bu rüyanın görülmesinden yaklaşık 1 hafta sonra Şeyh Müşerref ilk Umre ziyaretini gerçekleştirecektir.

Umre ziyaretleri sırasında kendisini bir hücreye kapayarak dünyadan elini eteğini çekmiş ve hücresinden hiç ayrılmayan bir zatın Şeyh Müşerref’in Umre’ye geldiğini işittiğinde hücresini terk ettiği anlatılmaktadır.

Yine Hicaz’da yapılan bir araştırmada, günümüzün en iyi âlimi olarak Siird’ten Şeyh Müşerref Hazretlerinin tesbit edilmiş olması şaşırtıcı gelişmelerdendir.

Seyda vefat edeceği sene de umreye gitmeye niyetlenmiş ancak nasib olmamıştı.

DİWANI

Yazdığı şiirlerden bir kısmı pek çok kimse tarafından ezbere bilinen Şeyh Müşerref Hazretlerinin mahtût, el hattıyla yazılmış bir Divan’ı ve birçok şiiri bulunmaktadır. Şeyh Müşerref’in Molla Bedreddîn Efendi’ye gönderdiği on dokuz Arapça ve bir Kürdçe manzûm mektubu, dostlarıyla yaptığı Hac yolculuğu hakkındaki manzûmesi, Trabzon hakkında Arapça bir manzûmesi, Farsça bir tarih manzumesi, Şeyh Şerafeddîn Hazretleri hakkında yazdığı iki Arapça kasîdesi, Şeyh Muhammed Kazım Hazretleri’ne yazdığı bir mersiyesi ve Tillo’daki Kal’atu’l-Ustâd için yazdığı Arapça manzumesiyle beraber Robar’a, feqilere ve Seydalarına dair yazdığı şiirleri bulunmaktadır. Seyda’nın Diwan’ına bakıldığında şiir ve belağatta yetkin bir zat olduğu hemen anlaşılır. Özellikle Seyda’nın medrese talebeleri için nasihat olarak yazdığı “Guz u mewij” şiiri meşhur şiirlerinden olup Seyda’nın şairliğine önemli bir delil teşkil etmektedir.

Seyda, şiirlerinde “Mim u Fa” mahlasını kullanmıştır.

VEFATI                                                                                                                                                            Seyda, ömrünün son yıllarında rahatsızdı. Daha evvel çıktığı gezilere çıkamaz, eskisi gibi ders veremez olmuştu. Karaciğer yetmezliği rahatsızlığı nedeniyle bir süre Siird merkezde tedavi gördü.

Vefat etmesi halinde Allame Molla Halil Siirdi’nin medfun bulunduğu Şeyh Süleyman mezarlığına defnini vasiyet eder. Yine vefat etmeden önce hep Hz. Osman’ın 83 yaşında vefat ettiğini, 83 yılın az olmadığını dile getirir.

Seyda vefat edeceği gece yanına Molla Bedreddin birkaç zatla beraber gider. Seyda çok hasta ve acılar içerisinde bulunmasına rağmen onları tebessümle karşılar. Ziyaret esnasında ağrıları iyice şiddetlenince Molla Bedreddin orada bulunan bir zattan Ra’d suresini okumasını ister. Bu sure okunurken Seyda ruhunu teslim eder.

Seyda da 19 Mart 2008 günü 83 yaşında vefat eder. Hazret-i Resul-i Ekrem efendimiz’in doğum günü olan mevlid gecesinde, hayatı boyunca örnek ahlakını şiar edindiği Resulullah’a kavuşur. Hayatı boyunca örnek aldığı ve onun ahlakıyla ahlaklandığı Resul-i Ekrem Efendimiz’i anlatan Mevlid-i Şerif’in okunmasına çok önem verir ve “Bir tas su vermekle bile olsa Mevlid-i Şerifi okuyun” derdi. Mevlid-i Şerife çok ehemmiyet veren Seyda Hz.leri tevafuka bakın ki mevlid kandilinde Rabbine ve Resul-i Ekrem Efendimiz’e kavuştu. Şeyh Müşerref de Resulullah Efendimiz gibi 13 gün hasta yattıktan sonra 12 Rebi’ülevvel’de vefat eder.

Vefat haberini alan, içlerinde ulema ve meşayihin de bulunduğu sevenleri, Şeyh Müşerref Hazretlerinin oğlunun evi önüne akın ettiler. Vefatını duyanlar içinde birçok ilden gelenler vardı.

Cenaze namazı çok sayıda hüzünlü seveninin katılımıyla 24.03.2008 günü sabah saat 10.00’da Siird Merkez´deki Çarşı Camii´nde Ulu Camii emekli İmamı Molla Bedreddin Sancar tarafından kıldırıldı. Mahşeri bir kalabalık mübarek vücudunu taşıyan ambulansın arkasında gözyaşları içinde tekbir ve salâvatlar getirerek mezarlığa varır. Bu sırada esnafın cenazeye katılabilmek için dükkânlarını kapattıkları görülür. Seyda’nın vasiyeti üzerine mübarek naşı tabuta konulmaz. Bu şekilde Seyda Allame Molla Halil’in de medfun bulunduğu Şeyh Süleyman mezarlığına getirilerek defnedilir.

YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0127

© 2009 guleclerkoyu.com
Güleçler Köyü Web Portalı http://www.guleclerkoyu.com

Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in