Çocukluk yıllarından itibaren Seyda Şeyh Müşerref hazretlerini tanıyan, Tillo´lu Molla Bedreddin´in oğlu Nureddin Sancar´a Şeyh Müşerref´i sorduk. Nureddin Sancar´dan dinliyoruz :
Seyda Şeyh Müşerref Hazretlerini hemen hemen çevreyi tanımaya başladığım 4-5 yaşlarından itibaren tanıyorum. O yıllarda biz Tillo’daydık, Şeyh hazretleri ise Pervari’nin Robar köyündeydi. Kendisi teyzemin eşidir. Babamın medrese arkadaşıdır ve babamla bacanak oluyorlar.
Kendisini küçük yaşta tanıdığımda o yıllardan hafızamda kendisiyle alakalı aklımda kalan en önemli özelliği güzel yaklaşımı ve cömertliğiydi. Para verirken parayı tanımadığını anlayabiliyordunuz. Bize harçlık veriyordu ve para verirken parayı tanımadığını hissediyordum. Tillo’ya geldiğinde bizim Kur’an Kursu vardı ve bize mutlaka uğrardı. Bizi ne zaman görse yanına çağırır ve nasihatler ederdi.
Sene 1979’du herhalde. Pervari’nin Robar köyüne gidip 1 ay kendisinin yanında Riyazüs Salihin hadis kitabını ve Baharistan adlı Farsça kitabı okuyarak kendisinden ders aldım.
İlmiyle Amildi. Ehl-i Beyt’e düşkündü
En önemli özelliği ilmi seviyesinin çok yüksek oluşuydu. Aynı zamanda çok ileri derecede sahip olduğu ilimle amel eden, ilmiyle amil olan bir zat-ı muhteremdi. Amelleriyle birlikte halkı irşad ve nasihate çok önem veriyordu. Hz.Ali ve Hz.Abbas’ın soyundan gelen insanlara yani Ehl-i Beyt’e müthiş saygısı vardı. Bu kişiler çocuk dahi olsa onlara saygıda ihtimam gösteriyordu. Fakirullah hazretlerini çok severdi ve onun kuyu ile ilgili kasidesini dinlemekten çok hoşlanıyordu. Bazen Hafız Taha hocamız bu kasideyi okurdu ve Şeyh hazretleri büyük bir zevk alarak dinlerdi. Bütün bunların yanı sıra ilim özelliğiyle amel özelliği günlük hayatına tümüyle yansıyordu. Dünyalık sayılacak her şeyden pek uzaktı.
Beraber bir Umre yolculuğumuz oldu. Bu ibadeti sırasında Allah Resulüne (s.a.v) öyle bir saygısı vardı ki yanına yaklaşamıyor ve hayâsından dolayı uzaktan seyrediyordu onu. Orada gördüğümüz kadarıyla tanıştığı birçok âlim kendisine hürmet gösteriyordu.
Bölge barışında çok etkiliydi
Bölge halkının genel karakteristik özelliği dine saygılı ve bağlılığı vardır. Her şehrin insanı kendi bölgelerindeki âlimlere saygı gösterirlerdi. Özellikle Pervari halkı Şeyh Müşerref’in dedelerine ve özellikle kendisine büyük derecede saygısı vardı. Bu saygı günlük hayata yansıyordu. Mesela küs olan tarafları barıştırmada son derece etkili bir misyona sahipti.
Şeyh Bedreddin Sancar’la dostlukları
İkisinin birbirleriyle ilgili sık sık söyledikleri bir söz var. Kendileri için “ikisi bir ruh ama iki ayrı beden, yani iki ayrı bedenin tek ruhu” denilmektedir. Birbirlerine söylemiş oldukları çok kasideleri var. Babam Şeyh Bedreddin’in ona, onun da kendisine kasideleri var. Vefat edeceği gece babam Şeyh Bedreddin, Molla Burhan hoca ve ben yanına gittik. Ağrısı çok sıklaşmıştı. Buna rağmen babamları görünce tebessüm etti. Bir süre sonra ağrıları artmaya başlamıştı. Babam orada bulunan bir hoca efendiye Ra’t süresini okumasını emretti. O süre okunduğu esnada Şeyh hazretleri ruhunu mevlasına teslim etti. Ra’t süresi kişi ölüm döşeğindeyken okunması tavsiye edilen bir süredir.
"Siirt’te vefat edersem Molla Halil’in metfun bulunduğu mezarlığa gömün"
Vefat edeceğinden 2-3 gün önceydi. Pervari’den Siirt’e geldiği her defasında bütün gün ve geceleri babamın El-Fahr Yatılı Kur’an Kursu’nda kalırdı. Son 1 hafta ağırlaşınca oğlu Şifa’nın evinde kaldı. Babamla orada onun ziyaretine giderdik. Vefatından 3 gün önce yanına oğlu şifayı alarak ağır hasta olmasına rağmen babamın yanına geldi ve baş başa özel görüşmek istedi. O görüşmede şunları tavsiye etmiş. Siirt’te vefat edersem beni Molla Halil hazretlerinin metfun bulunduğu Şeyh Süleyman mezarlığına defnediniz diye vasiyette bulunmuş.
Yıkarken vücudunun hafif olduğunu gördük
Şeyh Müşerref’i son yolculuğu için yıkama esnasında Molla Bedrettin, ben, Şakir Sancak ve Abdulhamid (molla burhan hocamın müderrisi) vardı. Oğlu Şifanın evinde yıkadık. Kendisi sanki uyuyormuş gibi ve hafif bir bedeni vardı. Güzel bir uykudaymış gibiydi. Genelde insan öldüğünde vücudu sertleşir ama onunki çok yumuşaktı.
Vefat ettiği o an bir süre yanında bulunduk. Herkes ağlıyordu. Ailesinin de gelip görmesi için bulunduğu odayı boşalttık. Daha sonra yıkanması için gerekli hazırlıkları yaptık. O akşam diğer oğlu Muhammed Nazım’ın evine götürüldü. Vefat ettikten sonra yarım saat geçmeden yıkamaya başladık. Yıkanmadan sonra Muhammed Nazım’ın evine götürüldü ve ertesi gün mezarlığa götürüleceği saate kadar başında Kur’an okundu.
Nureddin Sancar:
1961 Tillo (Aydınlar) doğumlu. Eğitimini, Tillo’da İbrahim Hakkı İlköğretim, Siirt Mehmet Akif Ersoy orta ve Van İmam Hatip Lisesi’ni dışarıdan bitirdi. A.Ö.İktisat Fakültesi mezunu. Halen Siirt Ulu Cami İmam hatipliğini yürütmektedir. Evli, 4 çocuk babasıdır.