Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Eklenti Kur
Radyo Radyo

Basın Bülteni Basın Bülteni

Dernek
Dernek Logosu Dernek Logosu

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@guleclerkoyu.com


Reklamlar Reklamlar

Memurlar Memurlar

06 Mart 2010, Cumartesi

Muhammed Bâkî Billâh (k.s.)

Ortaboylu, kırmızı tenli, seyrek sakallıydı. Vefatında henüz sakalının çok az bir kısmı ağarmıştı. Uzlet ve riyazat ehliydi. Kur´an tilavetine düşkündü. Geceleri az uyurdu. Az yemek ve az konuşmak onun tabii hali olmuştu.

Müceddid-i elif-i sânî; yani hicri ikinci bin yılın yenileyicisi unvanının haklı sahibi İmam-ı Rabbani hazretlerinin mürşidi. Hacegân pirânının ulularından.

O´nun hayat coğrafyası bugün Afganistan´ın baş şehri olan Kabil´den, Özbekistan´da Buhara yakınındaki Semerkant´a, oradan Hindistan´ın Delhi´sine kadar, Acem, Türkistan ve Hind diyarını içine alır.

673/1565 yıllarında Kabil´de doğdu. Gençlik yıllarında dini ilimler tahsili için Semerkant´a gitti. Orada bir süre dini ilimler tahsiliyle meşgul oldu. Ardından gönlüne tasavvuf yoluna sülük arzusu düşünce kendini Hâcegi Muhammed İmkenegi´nin kapısında buldu. Batın alemi kendisine bu gönül Sultanı eliyle açıldı. Üveysi-meşreb olduğu için gerek Şah-ı Nakşbend, gerekse Ubeydullah Ahrar hazretlerinden feyz aldığı kaydedilir. Hz. Ahrar, kendisine üveysi yolla emaneti yükledikten sonra onu Hindistan tarafına yolladı. Hindistan´da Delhi civarında Cihânâ-bâd´a yerleşti. Çevresine iman ve irfan nuru seçmeye başladı. Hindu, ya da putperest halka İslâm´ı, müslümanlara da tasavvufu anlatarak Ahmed Faruk es-Serhîndî´nin yetişeceği ortamı hazırladı.

Nazarı etkileyici, konuşması cezbedici, tavırları sevimliydi. Bu yüzden meclisine katılanlar, kısa zamanda muhib ve müntesibi olurlardı. Teveccüh ettiği kimselere nazarlarından cezbe aksederdi. 1014/1605 yılında Delhi´de öldü. Kabri Delhi´de Kadem-i Saadet resminin bulunduğu cami civarındadır.

Cemal Tecellisi

Anlatıldığına göre büyük oğlu Abdullah, elinde bir ayna olduğu halde babasının yanına geldi. Muhammed Baki Billah dedi ki:

- Oğlum, elindeki aynada bir suretine bak bakalım!

Abdullah, çevirip bakınca aynada kendisini değil, babasını gördü. Hem de Mimsiyah sakallı babasını bembeyaz sakallı ve nurlu yüzüyle.

Gördüklerinden şaşkına dönen Abdullah´ın halini farkeden babası:

- Şaşkınlığa gerek yok. Aynada yüzümde ve sakalımda gördüğün beyazlık ve nur, Allah´ın cemal nurudur. Bizden değil, dedi.

Kur´an okumaya düşkünlüğü sebebiyle geceleri çok az uyurdu. Tanyeri ağarıncaya kadar Kur´an ve özellikle de Yasin okurdu. Tanyeri ağardığını görünce de:

- Aman Allahım, geceler ne çabuk geçiyor? diye hayıflanırdı.

İmam-ı Rabbani´nin Hüsn ü Şehâdeti

Talebesi İmam-ı Rabbanî´nin şeyhi ve emaneti devraldığı mürşidi hakkında söyledikleri ise şöyle:

- Nakşı meşayıhının ulularındandı. Velayet makamının en üst noktasında, kutbiyyet sırrına ermiş bir Muhammedî-meşreb erdi. Arifler serdarı, mesnedimiz, mürşidimiz irfan sahibi üstadımız Muhammed Baki Billah.

rahmetullahi aleyh.

YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0137

© 2009 guleclerkoyu.com
Güleçler Köyü Web Portalı http://www.guleclerkoyu.com

Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in